Yeni Bir Marka Yaratmadan Önce Mutlaka Araştırma Yapın: 6769 Sayılı Kanun Işığında Bir Değerlendirme

Yeni bir marka yaratmak heyecan vericidir. İsim, logo, hatta ambalaj tasarımları hazırdır. Belki alan adınızı bile aldınız. Ancak pek çok girişimcinin atladığı kritik bir aşama vardır: marka araştırması.

Bu araştırma sadece idari bir işlem değildir; işin geleceğini belirleyebilecek stratejik bir adımdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (“SMK”) çerçevesinde, marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük risklerini önlemenin ilk yolu, kullanılacak ibarenin önceden korunup korunmadığını tespit etmektir.

Düşünün ki, markanızı tescil ettirmeden piyasaya sürüyorsunuz. Müşterileriniz ilgilenmeye başlıyor, satışlarınız artıyor. Derken bir gün elinize bir ihtarname ulaşıyor: Daha önce aynı veya benzer markayı tescil ettirmiş bir şirket, sizin kullanımınızın haklarını ihlal ettiğini iddia ediyor.

Bu durumda iki seçenek var: Uzun ve masraflı bir hukuki mücadeleye girmek veya markanızı değiştirmek. Her iki yol da ciddi maliyet ve itibar kaybı doğurur. Oysa SMK’nın madde 5/1-ç hükmü açıkça belirtir: Önceden tescilli markalarla aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer işaretler reddedilir.

Marka Araştırması Nedir?

Bir marka araştırması, seçilen ibarenin veya logonun kullanım ve tescil açısından hukuken güvenli olup olmadığını ortaya koyar.

  • Tescilli markalar: Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) sicilinde aynı ya da benzer işaretleri kontrol etmek.
  • Ticari kullanım: Tescilsiz ama piyasada kullanılan işaretleri görmek (örneğin SMK madde 6/3’te düzenlenen “kullanılmış markalar” iddiası).
  • Alan adı ve dijital ortam: Web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden markanın fiilen kullanılıp kullanılmadığını taramak.

Amaç, sadece birebir aynı markaları bulmak değil, “iltibas yaratacak derecede benzer” işaretleri de tespit etmektir. Türk yargı kararları, tüketicinin algısı üzerinden değerlendirme yapar.

Türkiye’de Marka Araştırmasının Önemi

Birleşik Krallık’ta olduğu gibi, Türkiye’de de TÜRKPATENT, başvuruları incelerken önceden tescilli markalarla benzerliği resen incelemez. Bunun yerine markalar Bülten’de yayınlanır ve üçüncü kişilerin iki ay içinde itiraz etmesi gerekir (SMK madde 17).

Bu da demektir ki: Siz başvurunuzu yapabilir ve marka siciline girebilirsiniz. Ancak daha önceki marka sahibi itiraz ederse, marka başvurunuz reddedilir. Hatta tescil almış olsanız bile hükümsüzlük davasıyla karşılaşabilirsiniz.

Araştırma Yapmamanın Ticari Riskleri

  • Rebranding maliyetleri: Ambalaj, katalog, web sitesi, reklam panoları… Hepsini değiştirmek zorunda kalabilirsiniz.
  • Kaybolan müşteri algısı: Marka bilinirliğiniz bir anda sıfırlanır.
  • Yatırımcı güveni: Yatırımcılar, markanızın yasal güvence altında olup olmadığını mutlaka sorgular.
  • Büyümenin engellenmesi: Yeni pazarlara açılmanız başkalarının markaları nedeniyle tıkanabilir.
  • Dava ve ihtar riskleri: İhlal davaları hem masraflı hem de zaman kaybettirici olur.

İyi Bir Araştırmayı Neler Oluşturur?

  • Profesyonel veri tabanları: TÜRKPATENT ve WIPO gibi resmi kaynakların yanı sıra, benzerlik algoritmaları kullanan özel araçlar.
  • Uzman yorumu: Her benzerlik risk değildir; sektörel ayrımlar ve kullanım şekilleri göz önünde bulundurulmalıdır.
  • Sektör sınıfları: Nice Sınıflandırması’na göre hangi sınıfta başvuru yapılacağı kritik önemdedir. Örneğin 25. sınıfta (giyim) tescilli bir marka, 30. sınıfta (gıda) aynı derecede risk yaratmayabilir.
  • İleriye dönük planlama: Sadece bugünü değil, gelecekteki ürün ve pazar genişlemelerini de hesaba katmak gerekir.

Sonuç: Markanızı Korumak Araştırmayla Başlar

6769 sayılı Kanun’da açıkça görüldüğü üzere, marka hakkı başkasına aitse tesciliniz reddedilebilir ya da hükümsüz kılınabilir. Yani, araştırma yapmadan marka yaratmak aslında gözler kapalı araba sürmeye benzer: Belki bir süre yol alırsınız, ama eninde sonunda duvara çarparsınız.

HİZMETLER

Bizi Takip Edin